Not: Bu anlatı temsilîdir; belirli gerçek bir kişiye ait bir beyan değildir.
Bizim evde yemek saati uzun süre bir savaş alanıydı. “Bir kaşık daha”, “bunu bitirirsen tatlı yok”, “lütfen üç lokma”... Ben yalvarır, tehdit eder, pazarlık ederdim; kızım tabağı iter, ağlar, masadan kaçardı. Her öğünden ikimiz de yorgun ve gergin kalkardık. Akşam yemeği yaklaşınca içimde bir gerginlik birikirdi; “bugün yine kavga edecek miyiz” diye düşünürdüm. Oysa yemek, keyifli bir aile zamanı olmalıydı; bizde ise bir mücadeleye dönüşmüştü. Bir noktada kendime sordum: bu kavgayı gerçekten yemek mi çıkardı, yoksa ben mi?
Pazarlık neden işe yaramıyordu?
Fark ettim ki ne kadar ısrar edersem, kızım o kadar direniyordu. Yemek, ikimiz arasında bir güç mücadelesine dönüşmüştü. Onun için mesele artık lezzet değil, kontroldü; masada söz sahibi olmanın tek yolu reddetmekti.
Yaklaşımı değiştiren tek ilke
Sorumluluk bölüşümü (ebeveynin ne sunacağına, çocuğun ne kadar yiyeceğine karar vermesi ilkesi) diye bir yaklaşım okudum ve denedim. Kural basitti: neyi, ne zaman sofraya koyacağıma ben karar veririm; ondan ne kadar yiyeceğine ise kızım karar verir. Israr yok, pazarlık yok, tatlı rüşveti yok.
İlk günler kolay olmadı
İlk başta neredeyse hiç yemedi; “bakalım gerçekten aç kalacak mı” diye test etti sanki. Çok zorlandım, sofradan aç kalkmasına dayanmak kolay değildi. Ama bir şey yapmadım; sadece bir sonraki öğünü zamanında, sakince sofraya koydum. Birkaç gün sonra iştahı geri geldi.
Bize yardımcı olan alışkanlıklar
- Öğün ve ara öğün saatlerini sabitledim; aralarda atıştırmalık vermedim.
- Yeni yiyeceği baskısız, tabağın kenarında sundum; yemek zorunda değildi.
- Yemediğinde tepki vermedim; yediğinde de abartılı övmedim.
- Kızımı mutfağa aldım; kendi karıştırdığı yemeği denemeye daha istekliydi.
Ne zaman dikkat etmeli?
Kilo kaybı, çok sınırlı bir yiyecek listesi, boğulma korkusu ya da yutma güçlüğü gibi durumlar varsa, bu bir alışkanlıktan fazlası olabilir; mutlaka bir çocuk hekimine danışın. Benimki inatlaşmaya dönüşmüş bir güç mücadelesiydi ve baskıyı kaldırınca çözüldü.
Neden işe yaradı?
İşe yarayan şey yeni bir tarif değil, masadaki gerilimi kaldırmaktı. Ben pazarlığı bırakınca kızımın direnecek bir şeyi kalmadı. Yemek yeniden sadece yemek oldu. Bugün her şeyi sevmiyor elbette; ama sofraya oturmak artık ikimiz için de bir savaş değil. Yeni bir yemeği bazen deniyor, bazen kenara bırakıyor; ikisi de benim için sorun değil. Önemli olan, yemekle kurduğu ilişkinin baskı ve korku üzerine değil, merak ve güven üzerine kurulması. Bu huzuru geri kazanmak, tabaktaki birkaç lokmadan çok daha değerliydi.
Kıyaslamayı ve seyirciyi kaldırdım
Eskiden sofrada “bak ağabeyin hepsini bitirdi, sen de bitir” derdim. Bu kıyaslama, kızımı yemeğe değil inada itiyordu. Kıyaslamayı tamamen bıraktım; her çocuğun iştahının farklı olduğunu kabul ettim.
Bir de sofrayı bir gösteri sahnesi olmaktan çıkardım. Herkesin gözünün onun tabağında olması baskıyı artırıyordu. Ailece kendi yemeğimizi yiyip sohbet edince, kızım da gözlerden uzak, rahatça denemeye başladı.
Zamanla sofra keyifli bir yer olunca merakı da geri geldi. Bir gün kendiliğinden, daha önce reddettiği bir yemeği “bir tadına bakayım” dedi. O an, aylardır süren pazarlıkların yapamadığı şeyi sabrın yaptığını gördüm.
Beslenme ve genel sağlık
Sofradaki gerilimi azaltmanın yanında, çocuğun gün içinde çeşitli ve dengeli beslenmesi de ailelerin önem verdiği bir konu. Çocuğunun günlük vitamin ve mineral alımına katkı sağlamak isteyen aileler için Uzbionik Multivitamin Gummy bir tamamlayıcı olabilir. Takviye edici gıdadır; ilaç değildir, hastalıkların önlenmesi veya tedavi edilmesi amacıyla kullanılmaz ve dengeli beslenmenin yerini tutmaz. Tavsiye edilen günlük porsiyonu aşmayın. Dengeli ve çeşitli beslenme ile sağlıklı yaşam önemlidir. Sürekli ve belirgin yeme sorunlarında ise ilk başvurulacak yer her zaman çocuğun hekimidir.
Kaynakça
Baysal, A. Beslenme. Hatiboğlu Yayınevi.
T.C. Sağlık Bakanlığı. Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER).
