“Ayakkabılarını giy”, “hadi sofraya”, “oyuncakları topla”... Aynı şeyi beş kez söylüyor, sonunda sesimi yükseltiyordum. Oğlum ancak bağırınca hareket ediyordu; bu da hem beni yıpratıyor hem de evi sürekli gergin bir yere çeviriyordu. “Neden bir türlü söz dinlemiyor” diye çaresizdim. Üstelik sürekli bağırmak, kendimi de kötü bir ebeveyn gibi hissettiriyordu; bu böyle sürdürülebilir değildi.
Neden dinlemiyordu?
Bir süre “inatçı” diye düşündüm. Ama fark ettim ki sorun inat değil, iletişim biçimimdi.
Yönergeyi alamamak (çocuğun uzaktan, oyununa dalmışken ya da art arda sıralanan komutlar arasında talimatı gerçekten işitmemesi ve işleyememesi) çoğu zaman “söz dinlememe” sanılır. Oğlum çoğu zaman beni duymuyor ya da ne yapacağını tam olarak anlamıyordu. Sürekli tekrar ve yükselen ses de onu iyice kapatıyordu.
İletişimi değiştirmek
Göz teması kurmak: Uzaktan seslenmek yerine yanına gidip göz hizasına inmek ve ona bakarak konuşmak, mesajın gerçekten ulaşmasını sağladı.
Tek ve net yönerge: “Toparlan, hazırlan, hadi çabuk” gibi üst üste komutlar yerine tek bir net cümle kurdum: “Önce ayakkabılarını giy.” Netlik, dinlemeyi kolaylaştırdı.
Önceden haber vermek: “Beş dakika sonra sofraya geçiyoruz” demek, ani geçişlerin yarattığı direnci azalttı. Hazırlanan çocuk daha kolay uyuyor.
Tutarlılık ve takip
En önemli değişiklik tutarlılıktı. Bir şey söyleyip arkasını takip etmezsem, oğlum söylediklerimin ciddi olmadığını öğreniyordu. Bir yönergeyi verdikten sonra, gerekirse yanına gidip nazikçe ama kararlı biçimde takip ettim. Bağırmak değil, tutarlı olmak işe yaradı. Ayrıca yapabileceğim bir şeyi söylemeye özen gösterdim; tutamayacağım bir tehdidi savurmak, sözümün ağırlığını azaltıyordu.
Uyduğunda fark etmek
Sadece uymadığında tepki verip uyduğunda sessiz kalmanın yanlış olduğunu anladım. “Hemen yaptın, çok iyi” demek, olumlu davranışı pekiştirdi. Çocuklar, ilgi gösterilen davranışı tekrarlıyor. Fark ettim ki gün boyu yalnızca olumsuzu konuşmak, oğluma “ben zaten söz dinlemeyen biriyim” mesajı veriyordu; olumluyu görmek bu algıyı da değiştirdi.
Ne değişti?
Birkaç hafta içinde evdeki bağırma ihtiyacı belirgin biçimde azaldı. Oğlum artık çoğu şeyi ilk ya da ikinci söyleyişte yapıyor. En güzeli, aramızdaki gerginlik azaldıkça ilişkimiz de yumuşadı. Sürekli emir veren ve bağıran bir anne olmaktan çıkıp, onunla sakin sakin konuşabilen biri hâline geldim; bu değişim ikimize de iyi geldi.
Bize iyi gelen kurallar
- Uzaktan seslenmek yerine yanına gidip göz teması kurmak.
- Aynı anda tek ve net bir yönerge vermek.
- Geçişleri önceden haber vermek.
- Söyleneni sakin ama kararlı biçimde takip etmek.
- Uyduğunda fark edip takdir etmek.
Küçük bir not
Söz dinlememe çok aşırıysa, işitmeyle ilgili bir şüphe varsa ya da dikkat ve davranış sorunları günlük hayatı ciddi biçimde zorluyorsa, bir çocuk hekimine ya da uzmana danışmak yerinde olur. Benimki iletişim değişince düzelen bir durumdu.
Neden işe yaradı?
İşe yarayan şey daha çok tekrar ya da daha yüksek ses değil, mesajı doğru biçimde iletmek ve tutarlı olmaktı. Oğlum beni gerçekten duyduğunda ve ne yapacağını net anladığında, dinlemek de kolaylaştı. Bağırmayı bırakıp yanına gitmenin bu kadar fark yaratacağını hiç düşünmezdim. Aslında değişmesi gereken tek şey oğlum değil, benim ona ulaşma biçimimdi.
Bu süreçte oğlumun genel gelişimini ve enerjisini desteklemek için beslenmesine de özen gösterdik. Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi, çocukların günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemeye yönelik hazırlanmış bir tamamlayıcıdır; dengeli beslenmenin ve tutarlı bir ebeveyn tutumunun yerini tutmaz, bu bütünün yanında düşünülmelidir.
Kaynakça
Yavuzer, H. Çocuk Eğitimi El Kitabı. Remzi Kitabevi.
Yörükoğlu, A. Çocuk Ruh Sağlığı. Özgür Yayınları.